
İzmir, bereketli tarım arazilerine sahip şanslı bir kenttir. Ayrıca, büyük akarsuların alüvyonları ile beslenen birden çok havzanın, birbirinden bereketli bir çok ovanın tarımsal ve ticari ürünlerinin nakliyat yollarının kesiştiği, denizle buluştuğu bir konumdadır. Bu coğrafi ve iklimsel koşulları nedeniyle de bölgenin tarih içindeki en eski yerleşim birimlerinden ve en önemli bir kültür merkezlerinden biri olagelmiştir. Bugüne dek yapılan çalışmalarla 8 bin yıllık kesintisiz bir geçmişin somut delillerine ulaşılabilmiştir. Kentin kültürel yapısı üç önemli özelliğine bağlanmaktadır:
İzmir bu kültürel birikimin bir getirisi olarak, sözünü ettiğimiz kültürel çeşitliliği benzerlerinden çok daha kolektif bir yaşam tarzı potası içinde kaynaştırabilmiş, bu farklı medeniyet ve toplulukların karşılıklı etkileşimlerinden doğan sentez ve sinerjiyi doğru mecralara yönlendirebilmiştir. Bu özelliğini en fazla bölge medeniyetleri ve cumhuriyet tarihinde oynadığı yenilikçi, değişimci, hoşgörülü seçkin yerinden anlamak mümkündür.
Cumhuriyet döneminden bu yana İzmir'de Kentleşme ve Kentlilik kavramlarının algılanma ve uygulamalarında pek de başarılı olduğumuz söylenemez. Bunun doğal sonucu olarak da, diğer metropollerle birlikte İzmir'de de çarpık kentleşme, gettolaşma, ayrımcılık, sosyal yaşamda kalite azalması gibi toplumsal sorunlarla karşı karşıya gelinmiştir. Bu sorunların sebebi olarak kimi zaman kentin aldığı yoğun göç ve sosyolojik olgular, kimi zaman da siyasi tercihler, ekonomi politikaları ya da ideolojiler gösterildi. Buna karşın, İzmir'e yeni göçen kimi insanların yerleşik ve köklü birçok İzmirliden daha büyük bir heyecanla kentini sahiplendiği de gözlenmedi değil. Bu nedenle "Bir kent ona sahip çıkanlarındır" sözünü benimsiyoruz.
Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Ahmet Priştina'nın döneminde yeniden gündeme gelen kentlilik ve kentleşme kavramları ile birlikte kentimizde fiziki yapılaşmada, sosyal ve kültürel yapılanmada yaşanan belirgin değişimlerin hepimiz ayırdındayız. İzmir üzerine kent müzeleri, kütüphaneler, seri yayınlar tasarlanmakta, ortak belleğimiz ve kent kültürümüz üzerine çalışmalar yapılmakta, kentsel yapılaşma, tarihi ve turistik mekanlar, ortak kullanım alanları, rekreasyon imkanları yeniden düzenlenmektedir. Burada amaç, bu kente ait olan ve bu kente layık olanın saptanması, kentin karakteristik özelliklerinin öne çıkarılmasıdır. İzmirli olan, kentli olan herkes mesleği ya da ilgi alanı doğrultusunda bu seferberliğe gönüllü olarak katılmaktadır ve katılmalıdır da. Bu aynı zamanda, bu kentte doğmuş, burada yaşamış, ya da kendini buralı duyumsayan her kurum ve bireyin minnet borcunu ödemesi, kendi yaşamına ve köklerine sahip çıkması şeklinde algılanmalıdır. Kentlilik bilincinin yerleştirilmesi ve yaygınlaştırılması, kente karşı işlenen suçların azalması, sosyal yaşamın canlanması, bugünlerde özellikle yoğun hissettiğimiz "başkası" olana, "diğer" olana azalan tahammül ve hoşgörünün yeniden kazanılması, gelecek nesillere daha iyi ve kaliteli bir yaşam ortamı hazırlanabilmesi için tek çaredir. Bizler de, uzun yıllardır bu kentte, yiyecek-içecek sektöründe faaliyet yürüten İzmirliler olarak, geçmişimize borcumuzu, geleceğimize yatırımımızı kendi işkolumuzda yapılandırmaya karar vererek İzmir Lezzetleri Derneği'ni hayata geçirdik.
Gerek bireysel ve toplumsal yaşam biçiminin, gerek kültürel mirasın en önemli göstergelerinden olan mutfak ve yeme-içme kültürü üzerine kentimizi kapsayan ayrıntılı ve özenli bir çalışma derneğimizin birincil amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmanın öncelikli hedefi, bir gastronomi terimi olarak "Kent Mutfağı"nı ve bu başlık altında "İzmir Mutfağı"nı oluşturan kriter ve temel prensipleri saptamak olacaktır. Dünya mutfakları araştırılacak ve İzmir mutfağının dünya mutfakları içindeki yeri tespit edilecek. İzmir mutfağının dünya mutfakları içinde hak ettiği yeri alması için gerekli çalışmalar yapılacaktır.Daha önce literatürde karşılaşmadığımız Kent Mutfağı'nın tanımı, düşünsel altyapısı ve temel prensipleri oluşturularak tartışmaya açılacaktır. Okuduklarımız, dinlediklerimiz ve yaşadıklarımız bize, bugüne dek ihmal edilmiş bulunan İzmir Mutfağı'nın dünya literatüründe Kent Mutfağı terimi ile birlikte önemli bir yere sahip olması gerektiğini kanıtlıyor. Bu ihmalin giderilebilmesi yolunda yapılacak bütün çalışmaların bir çatı altında toplanması hem gücümüzü artıracak, hem de bu yolda ilerlerken daha fazla kaynaşmamızı, keyiflenmemizi getirecektir inancındayız.
İzmir Lezzetleri Derneği'nin araştırma ve etkinlikleri öncelikle kent içinde, daha sonra ulusal boyutta, en son olarak da uluslararası platformda prestij getirecek çalışmalar olacaktır. Kent kültürüne katkı koymanın, henüz tanınmayan seçkin bir mutfağı dünya literatürüne kazandırmanın, bu arada literatürün bazı tanımlama ve sınıflandırma kriterlerini yeniden düzenlemeye yönelik çalışmalar yapmanın ilgiyi kısa zamanda yoğunlaştıracağına inanıyoruz.
Amacına uygun olarak, yemek, alkollü alkolsüz içecekler, sofra adabı, ağırlama sanatları, mutfak dizayn ve ekipmanları, gıda sektörü, konuyla ilgili süreli yayınlar, basılı ve görsel eserler, gıda ve gıda katkı maddeleri, slow food, tarım ve seracılık, müzik ve İzmir'de hayat bulmuş tüm kültürler gibi konular derneğin ilgi alanına girer.
İzmir kentinde yaşayan herkes İzmir Lezzetleri Derneği'nin doğal hedef kitlesi içine girer. Bugüne dek yeme-içme konusunda emeği geçen, eser veren herkes, derneğin onur listesinde yer alır. Amatör kategoride bütün ev kadınları, yemek konusuna ilgi duyan kişiler hedef alınacaktır. Anaokullarından üniversitelere dek bütün eğitim kurumlarıyla işbirliğine gidilecek ve yeni nesiller özellikle hedef alınarak bu konuya ilgi duymalarına çaba gösterilecektir. Profesyonel olarak bütün yeme-içme mekanları, gıda sektörü kurumları, gurmeler, yazar ve eleştirmenler, bu sektörün çalışanları hedef alınacaktır.